Kurumsal dönüşüm üzerine yıllardır sahada çalışan biri olarak ilginç bir şey gözlemledim.
Şirketlerin çoğu değişimi eğitimle başlatıyor.
Yeni eğitimler veriliyor.
Yeni prosedürler yazılıyor.
Yeni hedefler konuyor.
Ama birkaç ay sonra aynı cümle duyuluyor:
“İnsanlar değişime direnç gösteriyor.”
Ben buna artık pek inanmıyorum.
Çünkü sahada gördüğüm şey başka.
İnsanlar çoğu zaman değişime direnmez.
Anlamsız gelen sisteme direnç gösterir.
Bir kurumda çalışanların toplantılara geç kaldığını düşünelim.
Genellikle ne yapılır?
Uyarı gönderilir.
Hatırlatma yapılır.
Disiplin konuşmaları başlar.
Ama çoğu zaman şu soru sorulmaz:
“Toplantılar gerçekten değer üretiyor mu?”
Eğer toplantı çalışan için sadece zaman kaybıysa, disiplin mesajları hiçbir şeyi değiştirmez.
Ama toplantıların gerçekten iş birliği üreten bir yapıya dönüştüğünü gördüklerinde insanlar kendiliğinden katılır.
Çünkü insan doğası sandığımız kadar karmaşık değildir.
İnsanlar üç şey ister:
• anlamlı bir iş
• saygı duyulan bir ortam
• katkı verebildiği bir ekip
Kurumsal dönüşüm çoğu zaman büyük projelerle değil, bu üç alanın doğru kurulmasıyla başlar.
Strateji dediğimiz şey de aslında biraz budur.
Kültürü zorla değiştirmeye çalışmak yerine,
kültürü destekleyen sistemleri kurmak.
Doğru tasarlanmış bir sistemde insanlar zorlanmaz.
Toplantılar kendiliğinden zamanında başlar.
Bilgi paylaşımı doğal hale gelir.
Ekipler birbirini rakip değil tamamlayıcı görmeye başlar.
Çünkü artık sistem insan doğasına karşı değil, onunla uyumludur.
Son yıllarda danışmanlık çalışmalarımda en çok üzerinde durduğum konu bu:
Seçim mimarisi.
Yani insanların doğru davranışı seçmesini kolaylaştıran sistemler kurmak.
Kural koymadan,
zorlamadan,
baskı kurmadan.
Kurumlar bazen büyük dönüşüm projeleri arar.
Oysa çoğu zaman gerçek değişim küçük ama akıllı tasarım kararlarıyla başlar.
Toplantıların yapısı değişir.
Geri bildirim sistemi değişir.
Karar süreçleri değişir.
Ve bir süre sonra insanlar şunu fark eder:
“Burada işler gerçekten farklı yürüyor.”
İşte o noktada kültür konuşulmaya başlanır.
Çünkü kültür aslında duvarlara yazılan sloganlardan değil,
her gün yaşanan küçük deneyimlerden oluşur.
Eğer siz de kurumunuzda şu soruyu soruyorsanız:
“Ekiplerimizi zorlamadan iş birliğini nasıl güçlendiririz?”
Bu sorunun cevabı çoğu zaman insanları değiştirmekte değil, sistemi yeniden düşünmektedir.
Bazen iyi bir sohbet, iyi bir başlangıç olabilir.
Ben de sahadan öğrendiklerimi paylaşmayı her zaman değerli buluyorum.
Bir kahve eşliğinde fikir alışverişi yapmak isterseniz memnuniyet duyarım.
Değişim Rehberi
Kurumsal Yapılanma Danışmanı
E-posta: karacivi@degisimrehberi.com
hashtag#KurumsalDönüşüm
hashtag#Liderlik
hashtag#İnsanKaynakları
hashtag#KurumKültürü
hashtag#DavranışBilimi
hashtag#İşBirliği