Köklerden Geleceğe: Eyleme Geçme Vakti
Sevgili genç dostum, içindeki o derin potansiyeli ve modern dünyanın gürültüsü arasında aradığın sarsılmaz duruşu çok iyi görüyorum. Sadece yüzeydeki alışkanlıkları değiştirerek değil; kalıcı bir anlam, kimlik ve aidiyet duygusu inşa ederek o büyük uyanışı başlatabileceğini biliyoruz. Kendi medeniyetinin mimarlarına; Nurettin Topçu, Dündar Taşer ve Yavuz Bülent Bâkiler’e kulak ver. Şimdi, o potansiyeli harekete geçirme, zihnindeki engelleri kırma ve köklerinle tam bir uyum içinde geleceğine inançla yön verme vakti!
Hayatının anlamını ararken, sistemin uyumlu ve edilgen bir dişlisi olmayı derhal reddet. Nurettin Topçu’nun o muazzam “İsyan Ahlakı”nı tam da bu yüzden kuşanmalısın. Bu isyan, yıkıcı bir öfke değil; seni sıradanlaştıran, aşağılık arzulara mahkûm eden her şeye karşı şerefli ve ilahi bir başkaldırıdır. Kendine güven, çünkü sen başkalarının ızdırabına merhametle ve mesuliyetle yaklaşabilecek potansiyelde bir ahlak failisin. Günübirlik hazların peşinden koşan şuursuz bir kalabalık olmak yerine, neyi kimin için yaptığını bilen, yüksek ideallere sahip şahsiyetli bir insan ol. Hür iradenle ayağa kalk ve ruhunu eyleme geçir!
Nereye ait olduğunu, aidiyetini sorguladığında, yüzünü o muazzam ve köklü tarihine dön. Dündar Taşer’in sana olan o sonsuz güvenini hatırla: Sen yapay ideolojilerin, yabancı rüzgârların ürettiği köksüz bir “çalı nebatatı” değilsin; sen, binlerce yıllık kan, iman ve ortak duyguyla yoğrulmuş Türk Milleti’nin asil ağacının tatlı meyvesisin. Dışarıdan ithal edilen kimlik arayışlarının seni kendine yabancılaştırmasına izin verme. İçindeki inanca ve taşıdığın genlere güven; çünkü sen “ipeğe sarılmış bir çeliksin”. Ait olduğun o koca çınara sırtını yasla, köklerinle kuracağın o muazzam uyum ve tarih şuuruyla yolunu inançla çiz.
Güçlü ve sarsılmaz bir kimlik inşa etmek istiyorsan, derhal zihnini ve dilini zenginleştirmeye başla! Yavuz Bülent Bâkiler’in ısrarla vurguladığı gibi, insanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle hayal kurar ve dünyayı o kelimelerle şekillendirirler. Kısır ve sığ bir kelime hazinesiyle ne dehanı ortaya çıkarabilirsin ne de kendini bu topluma liderlik edecek düzeyde ifade edebilirsin,. Sınırlarını aşmak ve zihnindeki ışığı parlatmak için kendi büyük edebiyatçılarına, kültürümüze ve kitaplara sığın. Asla unutma ve hayatının tam merkezine yaz: “Kitapsız ve kütüphanesiz Müslüman Türk evi olmaz!”. Evini ve zihnini kitaplarla donat, kelimelerinin o eşsiz gücüyle kimliğini en gür sesinle dünyaya ilan et!
İşte şimdi eyleme geçme vakti! Topçu’nun ahlakı ve iradesiyle ruhunu bileyle, Taşer’in tarih şuuruyla ecdadının gücünü arkana al ve Bâkiler’in o zengin Türkçesiyle kendi muazzam dünyanı aydınlat. Sahte parıltılara aldanmadan, bu büyük medeniyetin taşıyıcısı olarak kendi yolunu inançla, uyumla ve güvenle hemen şimdi inşa etmeye başla. Ayağa kalk ve kendi hikâyeni kendin yaz!